Türkiye de Şok!

Türkiye – İzlanda eleme maçı değerlendirmesi

A Milli Futbol Takımı, 2018 de Rusya da düzenlenecek olan Dünya Kupası Parolası ile başladığı eleme mücadelelerine, bildiğiniz gibi oldukça sıkıntılı bir sürecin ardından başlamıştı.

Nerdeyse tüm süreç boyunca olaylar silsilesi eksilmeden artarak devam ederken, zorlu rakiplerin ardından oynanan kolay maçlardan sonra takım biraz daha toparlandı ve geçtiğimiz ayda oynanan ve kazanılan Hırvatistan mücadelesinin ardından Rusya umutları biraz daha artmıştı.

Tabii bu artma olayını biraz daha açmak gerekiyor; çünkü artmasından ziyade artık ipler tamamen Milli Takımın eline geçmişti. Burada da hedef içerde İzlanda’yı yenip sonrasında da grupta hedefi kalmayan Finlandiya’dan alınacak olan galibiyetle beraber en kötü play-off ya da en iyi Rusya ihtimaliydi.

Tüm bunlarla İzlanda’yı beklemeye başlayan millilerde asıl problem maç öncesi yazdığımız gibi Lucescu’nun nasıl bir kadro tercihi ile maça başlayıp başlamayacağı konusuydu. Ortalama bir kadroyu herkes tahmin ediyordu, o da Hırvatistan maçında sahaya çıkan kadro.

İşte tam olarak problemler de burada başlıyor. Son oynanan Avrupa Şampiyonası’ndan beri kendi takımında oynamayan Arda Turan ve yine kendi takımlarında oynasa da formsuz olan diğer oyuncuların İzlanda karşısında ilk 11’de sahaya çıkması işin rengini iyice değiştirmişti.

İzlanda takımı fizik kapasitesi oldukça yüksek, içerde de dışarda da oynadığı maçlarda pozitif performanslar ortaya koyan bir takım. Yani dengeli oyunu çok iyi oynayabiliyorlar. Bunun yanı sıra Eskişehir de oynanacak olan karşılaşmada, oyunu tutup uzun toplarla ileriye çıkıp, buradan dönen toparla da hızlı hücum oynayacaklarını da biliyorduk.

Tüm bu planıyla buraya kadar gelen İzlanda karşısında bu sisteme göre bir oyun planı hazırlamayıp, yapılacak tüm yanlışlarla sahaya çıkan Lucescu, bunun karşılığını da aldı. Takım ilk yarı 2-0 geriye düşerken neredeyse tüm oyuncuların vasata yakın bir performans sergilemesi de işin cabası oldu.

2.yarıda da etkili oyununa devam eden ve oyunun her bölgesinde sahaya hakim olan İzlanda, oyunu 3-0 yaptıktan sonra da artık oyunu bıraktı. İstediğini alış oldu.

Milli takım ise bir turnuvada daha olmayacak ve bir jenerasyon da bu turnuvayı geçmiş olacak. Şimdi deplasmanda Finlandiya ile karşılaşacak olan A Milli takım, hiçbir önemi olmayan bir mücadeleye çıkacak. Burada alınacak galibiyetin bir değeri yok. Bu moral ve motivasyonla da zaten bir şeyler oldukça zor olur.

Bunun yanı sıra muhtemelen bu karşılaşmada Rumen teknik adam, daha çok oynamayan ve formda olan oyunculara şans verecek ve bu kadro galip gelirse, o zaman işlerin karışma şansı daha da yüksek.

Hemen hemen her dönem aynı problemlerle uğraşan Türkiye, Avrupa Şampiyonasına bir sürü olasılığın bir araya gelmesiyle kendini turnuvada bulmuştu. O zamanda gidemeseydi muhtemelen yine aynı şeyler konuşulacak ve kadronun değişmesi gündeme gelecekti. Şu anda değişen tek bir durum yok ve yine kadronun değişmesi gündemde. Yani kısacası milli takım aynı sularla yıkanmaya devam edecek.

Çözüm önerileri olarak belki birçok şey ortaya atılabilir. Bunu da düşünmesi gereken ve futbol gelişim direktörlüğünde çalışan ve bunu onaylayan kişiler olmalı. Bir kere uzun bir süre boyunca bir sistemin içine girip, teknik adam değişikliklerine gitmeden, komple bir oyun sistemini tüm yaş gruplarına uyarladığınızda o zaman alttan gelen oyuncular bazında da pozitif bir formül oluşturabilirsiniz. Bu da işin en önemli dinamiklerinden biri olur ancak Türkiye de hem olaylar karşısında durumlara verilen reaksiyonlar ve bunun devamında da ortaya atılan çözümler o anı kurtarmak olduğu için işin içinden bir türlü çıkma konusunda sıkıntılar yaşanıyor.

Bu durum da bu şekilde devam ettiği sürece, sistemi olan takımlar her zaman her yerde kaybetse bile uzun vadede kazanacaklardır.

 

BONUS: 400TL 'YE KADAR 100%
Oyna